FallingObjects

minik nurcular



orangebanner

minik nurcular

• 8/9/2009 - Çoçuğun Ramazan Yüzü

Teravih namazında öndeki arkadaşına "şiit lan Nuri" diyebilmektir.
Ön saftaki arkadaşının çorabını herkes secdedeyken çekebilmektir.

Hoca "...veleddallin" dediğinde hep bir ağızdan olanca gücünle "AMİN" diye bağırmaktır..
Aralarda bir yerde "tısss" deyip kikirdemektir ve ne kadar çocuk varsa camide onları

bu sesin tılsımına çağırmaktır..Bir sonraki dört rekât arasında yine gülümseyebilmektir.

Oruç tutmaktır ramazanda çocuk olmak öğleye kadar da olsa.Akşam ama herkesten önce

oturmaktır iftar sofrasına. Elinde kaşık çatal herkesten çok önce beklemektir hocanın vereceği

"Allah-u ekber" sesini.

Eğer fazla acıkmamışsan enerjiksen ve sokaktaysan üç beş kafadar
bir araya gelmek.

"Patt" diye bağırmaktır. Böyle yaparak iftar topunun taklidini yapmış olursun aslında

ama bunu senden ve etrafındaki arkadaşlarından başka kimse bilmeyecektir.

Teravih sonraları sokaklarda olmaktır ramazanda çocuk olmak.
Takkenin hafif yana kayması kahkahalarla gülmektir.

Birbirini çimdiklemek yalandan öksürmek içindeki çocuğun "ramazan yüzünü" ortaya çıkarmaktır.
Onsuz olmaz o olmadan olmaz çocuk cıvıltıları ve kıkırtıları olmadan kılınacak namazın tadı da olmaz.
Onlar olmayınca "ramazanda çocuk olmaz"O çocuklar olmayınca yarınlar da ramazanlar olmaz...
 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 29/8/2009 - ÇOCUK VE RİSALE-İ NUR

 
Bazı 'Latif Nükteler'i içeren Yirmisekizinci Lem'a'da, Lem'alar'a derc edilmesindeki hikmetin ilk etapta pek kavranamadığı bir mektup vardır. Şefik adındaki bir talebesinin Bediüzzaman'a yazmış olduğu bu mektup, ilk okuyuşta, samimi duygularla yazılmış sıcak ve safiyane bir mektup olmaktan ibaret gözükür insana.

Nitekim, bu mektupla ilgili ŞAHSİ tecrübem bu şekilde başlamış, ancak uzun bir zaman sonradır ki, bu mektup anlam ve derinliğini bana açmıştır. Çocuklara Risale-i Nur'u ne şekilde takdim edeceğini bilemeyenler için, bu mektup, manidar ipuçları vermektedir. En ziyade dikkate değer yanı, herhalde budur.

Mektubun bilhassa son paragrafından öğrendiğimize göre, Şefik adlı Nur talebesi 'üç yaşından sekiz yaşına kadar' çocukları ile yeğenlerine Risale-i Nur okumuştur. Ama, mesela "Bunlar Risale-i Nur'dur. Üstad Bediüzzaman Said Nursî bunları yazmistir "gibi bir girişle değil! Hele hele, "Gelin bakalım. Şimdi size Risale-i Nur okuyayım "diye hiç değil.

Bilakis, kendisi Risale-i Nur okuyorken çocuklar başına toplanıp ne okuduğunu sormuşlar; o da "Elmas, cevher, nur" demiştir. Bu cevapla merakları Uyanan çocuklar 'elmas, cevher, nur'u anlamaya çalışırken, Şefik onları sevmiş, çay vermiş, okumaya devam etmiş, aradaki sorularına "Bu, Elmas, cevher, nurdur" şeklindeki merak uyandırıcı cevapla mukabele etmiş,' anlayamadıkları 'yerleri' onların anlayabileceği şekilde 'izah etmiş ve en sonunda "Nur, bunu okumaktır. Elmas, bu sözleri yazmaktır. Cevher de, bu kitaptan aldığınız imandır "diye bir açıklama getirmistir.

Mektubun En son paragrafı ise şu şekildedir:

"İşte Elmas, Cevher, Nur budur, dedim. TASDİK ettiler. Hepsi birden bana bakıyorlardı ve 'Bunu kim yazmış?' Diyorlardı. "

Imdi, bu latif mektuptan alınacak bir dizi ders vardır. Özellikle "Çocuklar (ımız) a Risale-i Nur'u nasıl anlatabiliriz?" Sorusuyla hemhal olanlar için!

Birincisi, Şefik'in (rh) kendisinin ev ortamında Risale-i Nur okuyor oluşudur. Demek, çocuklarımızın Risale-i Nur okumalarını istiyorsak, evvela onların bizi Risale-i Nur okurken görmeleri gerekmektedir.

Ikincisi; babalarının (veya dayılarının) ne okuduğunu merak edip soranlara Şefik'in Doğrudan "Risale-i Nur Okuyorum. Risale-i Nur ki, Asrın tefsiridir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri yazmistir "türünden bir cevap yerine, çocukların merakını daha da kamçılayıcı latif bir cevabı tercih etmesidir:" Elmas, Cevher, Nur okuyorum. "

Üçüncüsü, bunun üzerine merak edip başına toplanan çocukları Şefik'in sevmesi ve kendilerine ikramda bulunmasıdır. Demek, çocuğumuzun Risale-i Nur'a muhatap olacağı ortam, sevgi gördüğü ve ikrama muhatap kılındığı bir ortam olmalıdır.

Dördüncüsü, Şefik'in "Onuncu Söz" gibi bir risaleyi okurken, çocukların anlayamadıkları noktada sordukları sorulara 'onların anlayabileceği şekilde izah' getirmesidir. Demek, Risale-i Nur'u çocuklara anlatmanın en uygun yolu, onu 'çocukça' anlatmaktır.

Beşincisi, Şefik'in Elmas, cevher ve nuru son derece latif bir biçimde izah ettikten sonra, hâlâ daha müellifin ismini vermemiş olması; bu Cevabın, ancak en sonra gelmesidir. Demek, önce Bediüzzaman'ın şahsını nazara verip, "İşte bu onun kitabı. Hadi okuyun "deme şeklinde örneklerini çokça gördüğüm bir tarz değildir doğrusu. Aslolan, muhatabi önce Risale'yle tanıştırmak, ancak bundan sonrasında gelen sorular dahilinde onun müellifini anlatmaktır.

Şefik'in mektubu, sonradan farkına vardığım böylesi Fitri, hakikatlı ve sımsıcak ÖLÇÜLER taşıması itibarıyla, sanırım, çocuğuna veya çocuklara Risale-i Nur'u anlatma ve aktarma gayreti taşıyan herkesin dikkatle ele Alması gereken bir mektup hükmündedir.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/8/2009 - Çocuklara Ramazan’ın farkını hissettirin

 

 

 

 

Zaman Gazetesi ..

Hiç olmazsa ilk günde imkanlarınızı zorlayıp orucunuzu evinizde ailenizle birlikte açmaya çalışın! Çocuklar Ramazan'ın farkını hissetsin!

Teravihe çocuğunuzla gidin

Elinden tuttuğunuz çocuğunuzla birlikte Teravih Namazına gidin. Namazdan sonra, önce çocuğunuza küçük; ama onun hoşuna gidecek bir hediye verin. Sonra yanınıza aldığınız çikolata ya da Şekerleri teravihe gelen diğer çocuklara dağıtarak onlara Ramazan'ın rahmet yüzünü bir kere daha gösterin.

Ekonomik durumunuz iyiyse bunu sık sık yaparak camiye gelen çocukları sevindirin.

Çocukları camiden kovmayın

Teravihtesiniz, huşu ile namazınızı kılıyorsunuz. Çevrenizde yüzlerindeki rahmetten izlerle muzipçe dolaşan hatta safların arasında koşuşan çocuklar var. Halden anlamayan bazı nadanların onların koşuşturmasından rahatsız oldukları belli.

Çocuklara kızarak sert sert bakışları ile onları azarlayanların aksine, siz nazarınıza rahmeti yerleştirin ve kendilerinden hoşnut olduğunuzu Izhar edin. Namazdan sonra da karşılaştığınız çocuğun başını okşayıp onu tebrik ederek "Allah ibadetinizi kabul etsin" deyin.




Çocukların dini Eğitiminde bu ay bir fırsattır


Eğitim, büyüklerin kendilerini takip eden nesli her Yönden geliştirmek, çelişki ve tutarsızlıklardan kurtarmak, ahenkli davranış ve olgunlaşmış şahsiyete ulaştırmak için gösterdiği çabalar bütünüdür. Eğitim için müsait ortamın, heyecanın, motivasyonun ve uygulama yapma imkânının bulunması şarttır. Çocuklara İslami Eğitimin kazandırılmasının en müsait ortamlarından biri de Ramazan ayıdır.

Heyecan, eğitimi hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran bir husustur. Bu itibarla heyecanın eğitime verdiği olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yönlü etkisi vardır. Öğrenilecek şeyle aynı yönde olan heyecanlar eğitimi kolaylaştırır; fakat öğrenilecek şeyle zıt yönde olan heyecanlar eğitimi zorlaştırır. Mesela Ramazan ayının heyecanı, İslami terbiyeyi kolaylaştırarak İslâm Eğitimine olumlu bir Katkıda bulunur. Bunun yanında İslâm ORF, adet ve ahlakıyla uzaktan yakından hiç alakasi olmayan bazı bayramların heyecanı ise çocukların İslami terbiyeyi kazanmalarına engel olur. Heyecanın en büyük neticesi motivasyonu ortaya çıkarmasıdır. Kısaca motivasyon, öğrenilecek şeye karşı iradeli olarak ilgi ve merak duymaktır. Herhangi bir şeye ilgi ve merak duymadan onu öğrenmek mümkün değildir. Bu sebeple ilgisizlik ve Dikkatsizlik, öğrenme ve anlamaya engel olan kalbe çekilmiş bir perdedir. Artık bugün çocuğa motivasyon kazandırılmadan Eğitim ve öğretim yapılamayacağı bütün dünya eğitimcileri ve pedagogları tarafından kabul edilmiş bir husustur. Bunun yanında halkımız arasında "Merak ilmin hocasıdır" sözü yıllardır kullanılmış ve adeta atasözü haline gelmiştir.

En büyük muallim ve terbiye edici olan KAİNATIN İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz (sas) de, bir şeyler anlatmak istediğinde ashabının ilgi ve merakını uyandırarak motivasyonunu artırırdı. Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, Müslüman anne-Babanin yapacağı ilk iş, çocukta harekete geçirici güç olan ilgi ve merakı temin etmektir. Bu sebeple dikkati toplamak için mübarek Ramazan ayı, oruç, Teravih namazı, İmsak ve sahur gibi çeşitli motiflerden faydalanmak lazımdır.


Çocuklar sizi namaz kılarken Görsün

Bugün bir başlangıç yapın. 1,5-2 yaşından büyük Çocuğunuz varsa onların bulunduğu bir ortamda namaz kılın. Onlar sizlerin önlerinize gelsin, sırtınıza çıksın. Onlara müdahale etmeyin. Peygamberimiz de bu şekilde davranmıştı.

Çocuklarınız sizi namaz kılarken Görsün. Bu onun zihnine yerleşecek ve ileride evde sizin yaptıklarınız adına çok önemli bir hatıra olarak kalacaktır. Mümkünse namazlarınızı evde eşlerinizle birlikte cemaat yaparak kılın. Böylece namazınızın yirmi yedi kat daha fazla sevap getireceğini Efendimiz (sas) haber veriyor
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 23/6/2009 - deneme







Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
alt= alt=

Menü

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Hizmet çoçukları
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |
Free Daisy ani MySpace Cursors at www.totallyfreecursors.com